Tarihçe
TARİHÇEMİZ
Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü; Milli Eğitim Bakanlığı Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğünün 23.12.1989 tarih ve 702 sayılı oluru ile Hasköy Merkez İlköğretim okuluna ait ek binada hizmete açıldı.
Hasköy’ün İlçe olduğu 1987 tarihinde kendisine bağlı 1 kasaba ve 47 köy bulunmakta iken; Korkut’un İlçe olması ve 30 köyün bu İlçeye bağlanması ile birlikte İlçemize bağlı köy sayısı 17’ye düşmüştür. 2000 yılında yapılan Genel Nüfus Tespitinde İlçe merkezinin nüfusu 21.342, kasaba ve köylerle birlikte toplam nüfusu ise 39.915 olarak belirlenmiştir.
Eğitim; insanlığın doğuşuyla başlayan, dün-bugün-yarın çizgisinde gelişimini sürdüren bir olgudur. Yazının bulunmasından önce "aile ve köy bilgilendirilmesi" ile yetinen birey, yazı ile kendisini , inancını, gelişmeleri ve kültürel yapıyı daha rahat ifade edebilme fırsatını bulmuştur. Yazı; uygarlığa açılan kapının şifresi olarak tüm gelişmelere zemin hazırlamıştır.
Toplum yapıları ve yönetim şekilleri ne olursa olsun "Yetişkin Eğitimi" nin her dönemde ele alındığı bilinmektedir. İlk Çağda, yetişkinlerin; çocuklar ve gençlerden daha çok ön plana çıktığı görülmektedir. İnsanların mal ve hizmet üretebilmeleri için onlara bilgi ve sistemli düşünme yeteneğinin gerekli olduğunun farkına varılmıştı. Filozofların etkin oldukları "düşünce okulları" nda ve dinsel kurumlarda öğretmenler; bilgi ve davranışı yerleştirmek için çaba göstermişlerdir. Buddha, Konfiçyüs, Pisagor, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed gibi dinsel -felsefi önderler yaşadıkları topluma her iki şeklide öğretmişlerdir. Birey, toplum içinde (farkına varmadan) kendiliğinden de bir şeyler öğrenebilir. Zaman içinde bazı konularda bilgi ve deneyim sahibi olabilir. Fakat düzenli eğitimle desteklenen birey, kendi gelişimine ve dolayısıyla toplumsal gelişime daha fazla katkıda bulunabilir.
M.Ö. 3000 yıllarından itibaren Mısır ve Mezopotamya'da eğitim yapıldığı arkeolojik kazılardan anlaşılmaktadır. Genç ve yetişkin erkekler; din adamı, memur ve yönetici olmaları için yazı , matematik, astronomi, mimarlık ve dinsel bilgiler alıyorlardı. Dinsel kurumlar; toplum hayatını hem krallar adına, hem de Tanrılar adına yönlendiriyorlardı.
Dünyanın en eski ve en köklü kültürlerinden birini oluşturan Türklerin tarihi, çok eskilere uzanmaktadır. Atı, koyunu, köpeği ilk evcilleştiren; bakır, demir, altın ve tunç gibi madenleri işleyen; dokumacılıkta da ileri giden Türkler, konar-göçer bir hayat yaşadıklarından düzenli eğitim örnekleri verememişlerdir. Çevrelerindeki toplumlarda sürekli savaşmak zorunda kaldıklarından; askeri eğitim ve savaş aletleri konularında güç sahibi olmuşlardır.
Selçuklular ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde "Halk Eğitimi" veya Yetişkinler Eğitimi önem kazanmış, değişik eğitim mekanları ortaya çıkmıştır.
Medreseler; vakıfları sayesinde hem dinsel öğretiyi, hem de bilimsel çalışmaları sunan merkezler haline dönüşmüşlerdi. Bu kurumlarda Müderris (Rektör), Müfid (Doçent) ve Muidleler (Asistan), Softa adı verilen öğrencilere ders verirlerdi. Medreseler arasındaki kademeler, biri bitirilince diğerine geçişine imkan sağlıyordu. Devlet görevlileri bir süre sonra medreseye dönebiliyor, bir tür "hizmetçi eğitim"den sonra yeni bir göreve atanabiliyordu. Tüccar ve sanatkarların "Ahilik Sistemi" içinde örgütlendiği görülmektedir. Meslek, ahlak ve kişiliğin iç içe olmasını sağlayan bu sistem sayesinde ticaret ve sanat güvence altına alınmıştır. Çıraklık, kalfalık ve ustalık belli esaslara bağlanmış, Osmanlı ülkesinin ekonomik ve sosyal yapısına yön verilmiştir. Eli, kapısı ve sofrası açık olan Ahilerin; gözü, belli ve dili bağlı olacaktı. Ahi zaviyelerinde Kur'an, yemek pişirme, oyun oynama, çalgı çalma, türkü söyleme, tarih, edebiyat ve önemli kişilerin hayat hikayeleri öğretildi. 1860 yılındaki Islahat Fermanı ile ortadan kaldırılan bu örgüt ahlak ve sanatı kaynaştıran bir özellik taşımıştır. Çırak, kalfa ve ustalık dönemlerinden geçmeyenler ticaretle meşgul olamamış; fırsat düşkünlerine ve haksız kazanç elde etmek isteyenlere karşı durulmuştur.
Avrupa'da gerçekleştirilen sanayi devrimine uzun bir süre direnen Osmanlı Devleti, gelişmeleri transfer etmekte oldukça gecikmiştir. Ülkenin iç dinamikleri yeni duruma göre şekillenmeye başladığında aradaki fark daha açık şekilde ortaya çıkmış, reformlar başarı sağlayamamıştır. Köylü ve şehir-kasabalarda oturan orta sınıfın ihmal edilmesi; özellikle yetişkinlere yönelik eğitimin ağırlığını yitirmesi sonucu Doğu-Batı sentezi gerçekleşememiş, "dinsel" ağırlıklı akımların çevresinde kümelenme süreci hızlanmıştır. Büyük toprak sahiplerinin doğması, topraksız köylü ve mevsimlik işçilerin çoğalması süreci başlamış, sosyal ve ekonomik dengeler bozulmuştur.
Osmanlıların son yıllarında açılan okullar ve yapılan reform denemeleri de istenilen düzeyde bir değişimi sağlayamamış, imparatorluktan-sömürgeye dönüşme süreci hız kazanmıştır. Yükseliş Döneminde çağdaşlarıyla kıyaslanabilen eğitim, gerileme ve dağılma dönemlerinde bu özelliğini kaybetmiştir. Çocuk ve gençlerine yeterli eğitimi sunamayan, yetişkinleri ise büsbütün ihmal eden anlayış yüzünden "çöküş" engellenememiştir.
Cumhuriyet Dönemi Yetişkin Eğitimi
Hükümet programlarında, Kalkınma Planlarında, Milli Eğitim Şuralarında, Anayasalarımızda ve Parti Programlarında "Yetişkin Eğitimi"nden hep söz edilmiş ve uygulamaya çalışılmıştır.
Dönemin sivil toplum örgütleri Cumhuriyet Döneminde "Halk Terbiyesi" çalışmaları desteklenmiş, reformların yerleşmesi için somut adımları atılması yönünde uğraş verilmiştir. Yeni harflerin öğretilmesi, yerli malı kullanılması ve kadınlara el sanatları öğretilmesine çok önemli katkı sağlamışlardır. Yeni Türk harflerinin öğretilmesi için 1928 yılında Millet Mektepleri açıldı. Cumhuriyet Döneminin ilk önemli ve en geniş "halk eğitimi etkinliği" bu okullarda başlatılmıştır. 16-45 yaş arasındaki tüm kadın ve erkekleri dörder ay süreyle, iki dönem halinde eğitiyorlardı. İlk dönemde okuma-yazma, ikinci dönemde ise aritmetik, sağlık bilgisi ve yurt bilgisi ağırlıklı dersler öğretiliyordu. İlkokul bulunan her yerde Millet Mektepleri açılması kararlaştırılmıştı. Camiler, hükümet binaları, salonlar, kahvehaneler, kulüpler ve toplanmaya elverişli tüm yerler eğitim için hazırlanmak zorundaydılar.
19 Şubat 1932''de açılan Halkevleri; sosyal ve kültürel değişime çok önemli katkı sağlamışlardır. Kır-kent, köylü arasındaki farkında ortadan kaldırılması amacıyla kısa sürede ülke düzeyinde teşkilatlanan Halkevleri, daha sonra kapatılmıştır
Cumhuriyet Döneminde her alanda yapılan köklü reformlar incelendiğinde Köy Enstitülerinin çok özel bir konuma sahip olmuştur. Köylerin kültürel ve genel hayatlarında ileri bir seviye oluşturmanın, klasik anlamdaki öğretmenle mümkün olamayacağı görüldüğünden Köy Enstitüleri gerçeği ortaya çıkmıştı. Öğretmenliğin yanı sıra sanat ve meslek dallarında eğitilen köy çocukları, köylerin kalkınmasında daha aktif bir görev üstlenebilirlerdi. Bu dönemde köylere yalnızca öğretmen değil, köy kalkınmasına önderlik edecek, köyü ve köylüyü kalkındıracak öğretmen yetiştirmeyi hedefliyordu. 1940 yılında kurulan bu Enstitüler; kısa sürede 21''e ulaşan sayılarıyla ülkenin fikir, sanat, politika ve eğitim hayatında kalıcı izler bırakmışlardır. Ticaret, sanat ve ustalıkla geçinen gayrimüslimlerin ülkeyi terk etmesiyle Türk köylüsü, çok geniş tarım alanlarında zayıf durumda kalmıştır. Bu durumu değiştirmek için devreye sokulan Köy Enstitüleri; çevre ve iklim özelliklerine göre işletmelere dönüşmüşlerdir (narenciye, bağcılık, balıkçılık, tahıl vb.). 1950 yılında Köy Öğretmen Okulları adını alarak eski önemini kaybetmiştir.
Halk Eğitimi hizmetlerinin etki alanını genişletmek, dağınık etkinlikleri yurt düzeyinde bir merkezden yönlendirmek için 29 Ağustos 1960''da Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde Halk Eğitimi Genel Merkezleri''nin açılması kararlaştırıldı. 16 Temmuz 1964''te Köy İşleri Bakanlığına bağlanan Genel Müdürlük, 06.10.1967''de yeniden Milli Eğitim Bakanlığı Kültür Müsteşarlığına bağlandı. 13 Temmuz 1971 tarihinde Kültür Bakanlığının kurulmasıyla, MEB Başmüsteşarlığına bağlanan Genel Müdürlük, 18.08.1972''de Mektupla Öğretim, İnsan Gücü Eğitimi Genel Müdürlükleri ile birleştirildi. 05.09.1977''de Halk Eğitimi Genel Müdürlüğünün tüm teşkilatı, Kız Teknik Öğretim Genel Müdürlüğüne bağlı Gezici Kadın Kursları, Erkek Teknik Öğretim Genel Müdürlüğüne bağlı Sabit ve Gezici İlçe kursları, Mesleki ve Teknik Öğretim Müsteşarlığına bağlı tüm eğitim kurumları YAYGIN EĞİTİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ çatısı altında birleştirildi.
13.12.1983'te ÇIRAKLIK ve YAYGIN EĞİTİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ adını aldı. Halk Eğitimi merkezleri bu Genel Müdürlüğün yaygın eğitimle ilgili hizmetlerini düzenli, etkili, verimli ve ekonomik şekilde sürdürmek amacıyla çalışmaktadırlar. Amaçları ve görevleri Yönetmelikle belirlenmiştir